Bir Belge’nin Muhtevası
Bir Belge’nin Muhtevası
Bu belgeyi ilk elinize aldığınızda ve ilk satırlarını okuduğunuzda 1890’lı yıllarda Anadolu vilayetlerinde Rafızîliğin genişlediğinden şikayet ettiğini görürsünüz. Bunda anlaşılmayacak bir şey yoktur. Yazının sahibi Ahmed Şevki, memur olarak Anadolu’nun çeşitli vilayetlerinde bulunduğunu ve Rafıziliğin ne derece yayıldığını bizzat gözlemlediğini haber vermektedir. Pek çok köyün birkaç yıl önce ahalisi Sünni iken bugün Rafızi olmuşdur, demektedir. Ardından Rafıziliğin kötülüklerini saymaktadır.
Bizi asıl şaşırtan şey belgenin ikinci kısmıdır. Buradaki iddialar okunduğunda hiç kimsenin duyarsız veya tepkisiz kalmayacağı kanaatindeyim. Bu yüzden belgenin aslını ve günümüz harflerine çevirisini paylaşmak istedim. İkinci bölüm neden mi bahsediyor? Erzincan, Van, Erzurum, Bitlis taraflarında ismi Ermenice olan köyler bulunduğundan, Ermenilerin buna çok önem verdiğinden, hatta bazı isimleri daha kendi dillerine uydurmaya çalıştıklarından, bu tür “münasebetsiz” isimli kasaba ve köylerin isimlerinin değiştirilmesi isteğinden bahsediyor. Buyrun belgeye:
Yer: Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Y.PRK.AZJ, 23/25.
Tarih: 8 Cemaziyelevvel 1310/28 Kasım 1892.
Çâkerleri sâye-i merâhimvâye-i hazret-i padişâhîde yirmi senedir Anadolu vilâyet-i şâhânesinde ‘adliyye ve mülkiyye me’mûriyetlerinde bulunuyorum oralarda evvel ve âhir Rafızîliğin ne derece terakkî ittiğini re’yü’l-‘ayn müşâhede itdim pek çok karyeler vardır ki birkaç sene evvel ahâlîsi tamamıyla Sünni olduğu hâlde bu gûn Râfızî olmuşdur bunların seyyid ta‘bîr idüb mahrem tanıdıkları eşhâs-ı müsâfire karye be karye dolaşarak bir tarafdan tevsî‘ dâ’ire-i dalâlet eyledikleri cihetle bir çâre-i ‘âciline bakılmak ehemm-i umûrdan görünüyor
Çünkü oralarda Râfızîlik yalnız ahkâm-ı diniyyede ki muhâlefetden ‘ibâret kalmayub bu tarîk-i bâtıla sâlık olanlar sinelere şiddetle husûmet ve ağyâra muhabbet iderek kâffe-i mu‘âmelâtta bunlarla hembezm-i vifâk ve muhâlefet oluyorlar ki bunun mazarrât-ı diniyyeden mâ‘adâ mehâzîr-i siyâsiyyesi muhtâc-ı ‘arz ve beyân değildir binâ’enaleyh tecârib-i ‘âcizânem üzerine hâsıl olan mülâhazât-ı fâsirânemce olbâbda ittihâzı lâzım gelen ba‘zı tedâbîre dâ’ir ma‘ârif nezâret-i celîlesine i‘tâ kılınan ‘arîzanın bir sûreti leffen takdîm kılınmışdır
Birde Erzincân sancağında ba‘zı kasıyye ve kurrânın esâmîsi hâlâ Ermenicedir Van Erzurum Bitlis taraflarında dahî ismi Ermenice köyler bulunduğu cümle-i müstahberâtdandır Ermeniler buna ziyâdece ehemmiyet virüb Ermeniceye müşâbi ma‘nâsız ba‘zı esâmîyi dahî tahrîfle lisânlarına uydurmağa çalışıyorlar Rusyaluların sonradan ba‘zı kasabât ve kurrânın evvel yoldaki esâmîsini tebdîle isti‘câl gösterdikleri cümle-i tahkîkâtdan olduğuna ve meâlik-i şâhânede dahî böyle münâsebetsiz isimli kasabât ve kurrânın esâmîsi tebdîl olunduğu mesbûk idüğüne nazaran mahâl-i mezkûrede ki kasabât ve kurrâ hakkında dahî ol vechile mu‘âmele icrâsı hâlinde sâye-i kadr-ı tevâbe-i hazret-i pâdişâhîde hiçbir mâni‘ ve mahzûr olamayacağını ve buda o gibi isimli kurrâ ve kasabâtın esâmîsini mübeyyin defterlerinin mahallerinden bi’l-celb münâsib isimlerin takılmasıyla mümkün olacağı i‘tikâdında isemde icrâ-yı îcâbı re’y-i ‘âliye mütevakkıfdır ol bâbda emr ve fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir fî 16 Kânûn-ı evvel sene 1308.
Çâker-i kemîneleri Ahmed Şevkî
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!








